8 Mart’ı Gerçekten Anlıyor Muyuz?

Kadınlar gününü kutladık. Kadına şiddeti kınadık. Paylaşımlarımızı yaptık ve alkışları topladık. Fakat gerçekten ne yaptık? Nedir bu 8 Mart? Kadın ne demektir? Kadın hakları ne demektir? Kadın kariyer yapabilir mi? Türkiye’de yaşam koşulları kadının varlığını sürdürmesi bakımından elverişli midir? Yazımda bunlardan bahsedeceğim.

8 Mart Nedir?

8 Mart 1857’de Amerika Birleşik Devletleri’nde bir tekstil fabrikasında greve başlayan 40 bin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları aramaktaydı. Kolluk kuvvetlerinin işçilere saldırması ve fabrikaya kilitlemesinin ardından fabrikada çıkan yangın sonucunda işçilerin barikatlardan kaçamaması nedeniyle 120 kadın işçinin ölmesiyle kara bir gün yaşanmıştır.

Kadınlar günü olarak anılmaya başlanan bu günün ardından 8 Martlarda yaşanan vahim olaylar yankıyı daha da artırmıştır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları sırasında sosyalizmin yayılmasından çekinen devletlerde kadınlar gününün anılması yasaklanırken, Amerika Birleşik Devletleri’yle birlikte Batı Bloku ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme gelmiştir.

1917 Şubat Devrimi olarak geçen Rusya’daki çarlığın yıkılmasına neden olan olay da 8 Mart’ta kadınların yürüyüşü ve hak arayışı ile başlamış ve gerçekleşmiştir. Sosyalist kadınların tüm bu hak arayışlarının sonucunda Emekçi Kadınlar Günü olarak anılan 8 Mart için, 16 Aralık 1977 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ‘‘Dünya Kadınlar Günü’’ olarak anılması kararı alınmıştır.

Bu zaman diliminde, Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 senesinde, iki komünist kardeş Rahime Selimova ve Cemile Nuşirvanova’nın önderliğiyle gerçekleşmiştir. Sonrasında süregelen yıllarda kutlamalara ve anmalara yasaklar getirilmiş, hak arayışı zinciri zayıflatılmaya çalışılmıştır.

Kadın Kelimesinin Kökeni ve Anlamı

735 tarihli Orhun Yazıtları’nın kaynaklığında kadın kelimesinin etimolojik kökeninin katun olduğunu biliyoruz. Katun kelimesi kraliçe, imparatoriçe anlamını içerir. Hatun sözcüğünün varyant biçimidir.

Kadın, varoluşunu ve sahip olduğu gücü kanıtlamasına ihtiyacı olmayan cinsiyettir.

Günümüzde ise kadın kelimesinin tanımını araştırdığımızda, karşımıza çıkan tanımlamalar acı verici görüntüler seyrettirmektedir. Bu tanımlamalara göre, kadın olabilmek için; evlenmiş yahut bekareti yitirmiş olmak, yaşın oldukça ilerlemiş olması, evini ve kocasını iyi yönetmek gerekir. Bu verilen tanımlamalar kadını tanımlamamaktadır. Kadın olabilmek için ne hizmetçi olmaya, ne bakıcı olmaya, ne bekareti kaybetmeye ne de yaşlanmaya gerek vardır.

Kadın Hakları Ne Demektir?

Kadın hakları, kadınların erkeklerle eşit şekilde sahip olduğu sosyoekonomik, siyasi ve yasal hakların tamamına verilen isimdir.

Kadın Kariyer Yapabilir Mi?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun ‘‘Hane halkı iş gücü’’ araştırması sonuçlarına göre, 2019 senesinde, Türkiye’de 15 ve daha üst yaşta istihdam edilenlerin oranı %45,7 olup bu oran kadınlarda %28,7 iken erkeklerde %63,1 oldu. Çalışabilecekleri bir istihdam alanı yok. Çalışan kadınlar ise belli alanlara ve pozisyonlara sıkıştırılmıştır. Erkeklerin kadınlardan daha iyi ve daha çok çalışacağını düşünen işverenler, kadınları hamilelik, doğum, regl gibi durumlarını düşünerek seçeneklerinin arasına bile almıyorlar. Kadın çalışan alan işverenler cinsiyet eşitsizliğini iş yerlerinde de sürdürüyor, kadın ve erkeğin aldığı maaşların arasında da yüksek farklar bulunuyor.

Çocuk da yaparım, kariyer de!

Toplumun baskıları nedeniyle bir kadının evine çalışması, eşine ve varsa çocuğuna bakması gerektiği düşünülmekte. Ancak ne var ki bir kadın evinin hanımı ve çocuğunun annesi olabileceği kadar iyi bir iş kadını da olabilir. Kadının vereceği karar her ne olursa olsun şunu söyleyebilmeliyiz: Kadın her şeyi yapar.

Bugün bir şarkıcının kuliste büyüyen bir çocuğu nasıl sağlıklı yetiştiyse, bir doktor çocuğundan ayrı kalarak acilde nöbetçi olsa da çocuğu nasıl sağlıklı yetiştiyse; anlaşılan sorun da yok. Kadının her işe gücü vardır, bu düşünceyi kıran toplumdur.

Ünlü bir kadın avukat aktivistimizin kucağında bebeği ile adliye koridorlarındaki görüntüsünü haberlerden biliyoruz. Kendisinin göz önünde olan güzel örneklerden biri olduğunu düşünüyorum. Saygı duyuyorum ve gurur duyuyorum dik duruşu için.

Türkiye’de Yaşam Koşulları Kadının Varlığını Sürdürmesi Bakımından Elverişli Midir?

Türkiye’de olaylarla, acılarla gündeme gelmek ve ses yaratmak çok kolaydır. Kor gibi alevlenip kül gibi sönen bir duyarımız var ne yazık ki. Birkaç gün, belki hafta konuşulur o olay hakkında. Günü gelir unutulur ve her yeni olayda tekrarlanır bu durum. Bilirler, alışırlar, bir noktada görmezden gelirler.

İnsanın en önemli hakkı olan yaşam hakkı henüz Türkiye’de korunamıyorken, koruması gerekenlerin de şiddetine ve ihlaline maruz kalıyorken; kadınların Türkiye’de varlığını sürdürmesi bakımından elverişli bir ortam yoktur.

Tecavüzcünün, katilin cirit attığı, sizi bu şahıslardan koruyacak kolluk kuvvetlerinin de hak arayışlarınızı ve haklarınızı ihlal ettiği bir ülkede bir kadın olarak yaşamak çok zor. Toplumun bilinçaltına yerleşmiş kadın düşmanlığından bahsetmiyorum bile. Kadın olmak, kadınsı olmak, kadınlığa dair bir eylem gerçekleştirmek seni güçsüz, aciz, rezil, kınanası kılar. Tam bu yazıyı yazdığım sıralarda Dünya Kadınlar Günü için toplanıldığı, bu toplanma alanında trans bireylerin kadınlara destek olmak için geldiği, polislerin trans bireylere ve kadınlara şiddet uygulayarak gözaltına aldığı haberini görüyorum. Ne acı değil mi?

Kadının erkeksi davranması kadına tebrik, kadınsı olması kınama; erkeğin erkeksi olması helallik, kadınsı olması ise rezillik ve şiddet söylemi bulur. Bunu cinsel yönelimlere olan yaklaşımda çok rahat gözlemleyebiliriz. Türkiye’de lezbiyenlere bakış ile trans kadın ve eşcinsel erkeklere bakış ne yazık ki aynı değil.

Kadın olmaktan, kadının gücünden korkuyorlar. Kadının her şeyi yapabileceğini içten içe biliyorlar. Her birinizde Nine Hatunların, Marie Curielerin, Hatşepsutların, Kösem Sultanların, Nefertitilerin, Mary Wallstonecraftların gücü ve ruhu var. Siz bu dünyanın kurtuluş son durağısınız.

Korkmayın. Kendinizi iyi ifade etmeyi bilin. Eğitime açık olun. Kendinize inanın. Kendinizi kıyaslamayın bir başkasıyla; siz özelsiniz. Dik durun, ilham olun. Birlikte güçlüyüz. 

                     TRU Çember Kurucu Üyesi Ali Furkan Tunçel

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ekonomide Var Ol Kadın!

Travma Yaşamış Çocuklar İçin Bu Görseller Umut Vaat Ediyor Mu?